27 Eylül 2011 Salı

NOVEMBER

November Çevre sokakta bulunan, kışın o ışıl ışıl penceresinden yağan karı izlemeye doyamayacağınız, nefis bir menüye sahip şükela pub :) Loş atmosferi tam nefes almalık, günün yorgunluğunu atmalık... Kızlarla yemek yemek için aklımıza gelen ilk mekan. Bunda Salı günleri çıkan Flamenko Grubu'nun etkisi azımsanmayacak kadar fazla :) Duendo ve dansçıları Anna... Muhteşem dans ediyor ve gözlerinizi bir an olsun alamıyorsunuz kendisinden.... 2 hafta önce gittiğimizde yoklardı, bu yıl olmayacak mı acaba? Açıkçası sohbete o kadar daldık ki sormak tamamen çıktı aklımızdan... Çarşamba günleri Yada var. Jazz/Lounge grubu... Sesi öyle güzel öyle huzurlu... Yemeklere gelince, hepsi birbirinden lezzetli ve doyurucu. Hele yemek öncesi gelen minik ekmekler ve zeytinyağı açlığınızı daha da çok hatırlatıyor...

Üsküp Cad. (Çevre Sok.) No: 24/2
Çankaya - Necatibey, Ankara
( 0312 ) 467 67 06




25 Eylül 2011 Pazar

SUSANOĞLU :)

Susanoğlu Mersin'e 80 km, Silifke'ye ise 18 km uzaklıkta. Hemen söylemek istediğim birşey var ki bundan 15 yıl önce kendi halinde bir sahil kasabasıyken kontrolsüz ve çirkin yapılaşmanın kucağında eski havasını yitirmiş ilçe olmaya yaklaşmış bir tatil yeri Susanoğlu... Sitemizin önünden geçen kanal, sazların arasında kıvrıla kıvrıla yüzen yılanlar, kurbağalar, kocaman sazan balıkları, hemen yan taraftaki küçük kanal, yengeçler ve sonrasında uzanan mısır tarlası... :) Şimdi tamamen farklı bir hal aldı... Ne kanallar var artık ne de mısır tarlası :) 

Ege Denizi'ne alışıksanız Akdeniz size biraz sıcak gelecektir. Öyle ki eylül başında sanki dışarısı ile suyun içerisinin hiç farkı yoktu :)

Daha çok Adana ve Mersin halkı haftasonları doldururlar bu beldeyi... Kalabileceğiniz yüzlerce pansiyon ve kiralık ev mevcuttur. Eğer çok çok yoğun bir zamanında gitmezseniz rezervasyonsuz, hazırlıksız da gidebilirsiniz, açıkta kalmayacağınıza emin olabilirsiniz.

Tarihine bakıldığında ise çok eskiye dayandığı görülmektedir. Susanoğlu ile ilgili bir web sayfasından şu bilgiyi alıntı yapabilirim diye düşünüyorum... "Eskiden tamamen surlarla çevrili kentin batıdaki ana girişi kapısı üzerinde bulunmuş olan kitabede şöyle denilmektedir; 'Prenslerimiz Valetinian,Valens ve Gratian'ın idaresi altında yaşarken İsauria Eyaletinin ünlü valisi Flavius Uranius bu ıssız yeri kendi düşüncesine uygun bir şekilde tüm masraflarını kendisi karşılayıp kent olarak yaptırdı.' Şimdi topraklarla dolmuş olan eski bir limanın etrafında yay şeklindeki antik kentte iki ayrı nekropol, iki kilise, hamam, sarnıç ve ambar kalıntıları görülebilir"

Susanoğlu hem geniş hem de upuzun bir plaja sahiptir. Akşama doğru ya da sabah erkenden kıyıda uzun bir yürüyüş yapmak için mükemmel... Kanalın oraya kadar yürüdüğünüzde Kızkalesi'ni de görebilirsiniz uzaklardan... Tamamen kum olması gerçekten çok hoş... Deniz için en güzel aylar haziran ve eylül bana göre... Hem daha sakin hem daha temiz... Kumsal boyunca hem şezlong kiralayabileceğiniz işletmeler bulunmakta hem de kumlardaki tahta taburelere oturup biranızı yudumlayabileceğiniz büfeler... Sıkmacı teyzeleri de unutmamak lazım ki bence deniz kenarının olmazsa olmazları...




Sabahın en erken saatleri, güneş doğar doğmaz deniz muhteşem olur, yüzeyde bembeyaz bir görüntü.... Ufukta gökyüzü ve deniz birleşmiş...  Ortalıkta kimsecikler yok ve siz durgun ılık suyun tadını çıkarırsınız. Minicik balıklar ayaklarınız ucunda gezinir... Ne bir kaya parçası ne de yosun vardır denizde, kum... Yüksekliği derseniz, ideal, uzun bir süre sığ sonrasında yavaş yavaş artar...


Denizden çıkınca da en güzeli hemen gidip 2 sıkma yemek, çay içmek! 2 herzaman yeterli olmuyor tabi ki, öyle lezzetli ki... Üstelik de çok ucuz, tanesi 1,5 tl. :)

Su sporları için de alternatifler mevcut. Sahilde bir dolu işletme var ki banana'ya binebilir ya da jet ski, kano, deniz bisikleti vb. kiralayabilirsiniz. 


Halk plajının başladığı noktadan buruna doğru balıkçılar bulunur. Balık ile ilgili önerebileceğim, bu sıradaki ilk mekan By Mustafa. Mutlaka bu minik, salaş mekanda balık yemelisiniz..  Kömür ateşinde muhteşem Çupra'nın Ege de dahil olmak üzere yediğim en lezzetli Çupra olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Gerçekten tadına doyulmayan bir lezzet.. Nefis, nar ekşili salatası iştahınızı açar.... Denize karşı, ohhh mis, yemeğe doyamazsınız.. Ne yazık ki kalamar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kalamar güzeldi ama sosu yediğim kalamar sosları yanında biraz zayıftı...



Barbun mevsimi olmadığı için tatsızdı ama aslında çok lezzetli olduğunu duyduk... Zaten Mustafa Bey sizi mevsime uygun balık konusunda yönlendiriyor. O her ne kadar barbun mevsimi olmadığı konusunda uyarıda bulunduysa da biz dinlemedik.. 

PS: Burada bır not düşmek istiyorum.. Geçen hafta Susanoğlu'ndaydık.. Emrahla birlikte bizimkilere güzel bir süpriz yaptık.. İlk günümüzün akşamında tabiki By Mustafa'yı seçtik yemek için ama o kadar anlattığım Emrah'ın da hevesle beklediği çupra ve salata sıradandı dahası hayal kırıklığıydı... hepimiz çok üzüldük.. Kalabalık fln belki de bu seferlik böyle olmuştur umarız bozmamıştır lezzetini.. Giderseniz mutlaka kelebek kesim isteyin balığınızı...

Sadece balık değil buralarda tost, patates kızartması gibi yiyecekler de bulabilirsiniz. Ayrıca dalgaların sesi eşliğinde sadece birşeyler içmek, güneşin batışını izlemek için de eşsiz mekanlardır. 

Bu kıyıdaki çay bahçeleri, akşam zaman geçirmek okey, tavla vb. oynamak için de tercih edilir çünkü denizden gelen tatlı bir esinti vardır bu tarafta... 

Susanoğlu inanılmaz bir hızla gelişiyor... Akşamları şimdiye kadar hiçbir tatil yöresinde görmediğim koskocamn bir lunaparka dönüşüyor... Sahil boyu uzanan yolda çocuklar için çeşit çeşit aktiviteler, panayır alanları kuruluyor.. Hımmm.. Midyeci :) Öyle bildiğiniz midye tezgahlarıyla karşılaşacağınızı düşünmeyin... Hemen benzinliğin arkasındaki barın karşısında, sahil yolunda bambu tabureleri, kalbalık servis elemanıyla midye bar havası yaratılmış... Midyeleri inanılmaz lezzetli...


Yine Adana'ya yakın olması kebap açısından da zengin kılar Susanoğlu'nu... Silifke yolu tarafında Jandarma Karakolu'nu birkaç yüz mt geçince Karlıdağ Kebapçısı vardır, enfes adana kebap yiyebilirsiniz... Söylemeliyim ki Susanoğlu'na her gidişşinizde yeni bir mekanın açıldığını görürsünüz. Bu yıl çok fazla yeni açılan kebapçı gördük ama denemedik. Biz daha çok balık kafasında olduğumuz için tercihimizi yine By Mustafa'dan yana kullandık..


Susanoğlu'nda denize girmek için en güzel yer ise hemen girişindeki Yapraklı Koy



Su bu koyda 2 tabaka halinde. Birçok yerin aksine burada sıcak olan tabaka altta, soğuk olan tabaka ise üstte...  Yüzerken bir anda sıcacık gelirken bir anda buz keser su. Pırıl pırıl balık sürüleri ile yüzersiniz. Sabah erken saatlerde kocaman deniz kaplumbağaları görüldüğü pek çok kez duyulmuştur. Kayaların üzerinde karşılıklı tesisler vardır, keçi boynuzu ağaçlarının gölgesinde şezlonglara uzanır, turkuaz renkteki koyu izlersiniz. Rengi harikadır. Gelin görün ki şimdi 1 tl gibi komik bir rakama girildiği için özellikle çok kalabalık dönemlerde öbek öbek kırolar rahatsız edici olabilirler.  Keşke bu güzel koy için bir çözüm üretilse....

Susanoğlu Taşucu Limanı'na 25 km uzaklıkta. Taşucu Limanı'ndan kalkan tekne turlarına katılabilir, gün boyu Akdeniz'in bu yöresinin muhteşem koylarının tadını çıkarabilirsiniz. Bu sene 35 tl olan fiyat çok gelebilir, ancak buralara gelmişken bir kez yapmakta Tisan'ın serin sularında çakıl taşlarını sayarak yüzmekte fayda var :) Sırası gelmişken Gökova ve Çeşme'deki teknelerden farklı olarak burada öğlen yemeğinde mis gibi Çupra yada Levrek ikram ediliyor! 2012 yılı itibariyle gördüğümüz bütün teknelerde köpük parti var.. Susanoğlu'nda akşam sahil yolunda yürürken çeşitli firmaların standlarından bilgi alabilir, turunuzu ayarlayabilirsiniz.. Ayrıca sabah tekneye servisleri var... Bu yıl başımıza gelen talihsiz olayı da anlatmadan geçemeyeceğim.. Her yıl mutlaka tekne turu yaparız Taşucu'ndan kalkan teknelerle.. Bu sene daha önce rastlamadığımız bir tur firmasını teyzem çok övdü, Haziran'da gitmişler çok da memnun kalmışlar... Bayramın 2. günü cümbür cemaat kuzenler, onların çocukları, annemler sabah 9.30'da gittik, teknedeki yerlerimizi aldık. Dediğim gibi köpük partisi için sanırım şezlonglar falan kaldırılmış, güneşlenmek için çok dar bir alan kalmış... Çok gürültülü bu tarz tekneler pek bize göre değil ama neyse, nasıl kalabalık nasıl gürültülü ilk anda pişman olduk.. 10.30'da kalkması gereken tekne 11'de henüz kalkmamıştı ve onlarca tekne arasından limanda kalkmayan sadece iki tekne vardı.. Sebep?Sahil Güvenlik kontrole gelmiş ve bu iki teknedeki kişi sayısının olması gerekenden çok daha fazla olduğunu belirlemiş.. Rezalet.. 11.40'da hala kalkmamıştı tekneler ve Sahil Güvenlik haklı olarak izin vermiyordu teknenin çıkmasına... Biz de o kalabalık ve rezalete daha fazla tahammul edemeyerek indik tekneden... Sonra ne oldu bilmiyoruz..


Yine Taşucu'ndan kalkan feribotlar sizi Girne Limanı'na götürebilir. Birkaç günlüğüne Kıbrıs kaçamağı yapmak için güzel bir olanak.. O kadar rahat bir yolculuk olduğunu söyleyemeyeceğim hele ki mideniz biraz hasassa...

Taşucu'na gittiğinizde yengeç yemenizi tavsiye edebilirim. Limanı geçip dümdüz gittiğinizde sağda Kerim'in Yeri var. Hoş, salaş bir meyhane havasında sevimli bir mekan. Her zaman yengeç bulunmayabiliyor o yüzden oraya kadar gitmeden aramakta fayda var.... Tel : 0324 7414344

Yengecinizi, balığınızı ya da kebabınızı yediniz, şimdi tatlı zamanı... Hayatta yiyebileceğiniz en iyi künefenin Silifke'de Saray Künefecisi'nde olduğunu düşünüyorum. Her lokmanızda ağzınızda enfes bir peynir tadı, baymayan, hoş, tam kararında şerbeti... Mutlaka tadmadan dönmeyin. Keklik heykelinin ordan Taşucu yoluna döndükten sonra ilk sağdaki sokakta karşınıza çıkacak... 

Adres  : Saray Mahallesi Fevzi Çakmak Cad. 238/B
Tel       : 0324 7122699

 


Susanoğlu ile yazılabilecek söylenecek o kadar çok söz var ki...
 
Yakınlarında Cennet Cehennem, Kanlı Divane, Narlıkuyu, Kızkalesi, Tisan.... Heryeri ayrı güzel... Öyle birkaç günde tadına varamazsınız... Ege gibi hemen sarıp sarmalamaz buralar sizi, ilk geldiğinizde nemli gelen havasına vücudunuz alışacak önce, sonra sindireceksiniz Akdeniz'in güzel koylarını, doğasını, muhteşem denizini....

Susanoğlu'nda gidilecek muhteşem köy kahvaltısı veren mekanlarla ilgili yazıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


 http://www.gezinceguzel.com/2012/04/susanoglu-kahvalt.html

 

21 Eylül 2011 Çarşamba

ALAÇATI... YENİDEN :)

O kadar güzel anlatmışız ki Alaçatı'yı arkadaşlarımıza.. Onlarla tekrar gitmek farz oldu!İyi ki de olmuş :)

Gün ağarmadan yola çıkıyoruz. Ehh arabada dünya tatlısı bir bebek var ve yolumuz uzun. Bir klasik haline gelen Afyon'da molanın ardından öğlen Alaçatı'dayız. Oteli bu sefer internetten  ayarladık. İmerek Otel kadar güzel değil ama idare eder. İlk anda merkeze biraz uzak olması canımızı sıkmış olsa da sonra uzak olmasına sevindik çünkü Alaçatı'nın heryerinin güzel olduğunu, her sokağında başka bir ayrıntıyla büyüleneceğimizi böylelikle görmüş olduk :)


Eşyalarımızı bırakıp hemen atıyoruz kendimizi dar sokaklara... Bu sefer daha sakin, sanki daha yerli Alaçatı. Daha köy daha güzel geliyor bize... Yemek için tercihimiz Rasim Usta. Geçen sefer fırsat olmamıştı. Açıkçası yemekler o kadar güzel ki eğer tekrar gitmeseymişiz, orada yemek yemeseymişiz büyük kayıp olurmuş. Enginar deseniz muhteşem, tas kebabı enfes, patlıcan musakka öyle... Fiyatlar da oldukça uygun. Kesinlikle Rasim Usta'da yemek, Veli Usta'da sakızlı dondurma yemeden dönmeyin :)
Yemekten sonra rotamız deniz. Deniz için ise Paşa Limanı... Paşa Limanı daha bir çöp dolmuş gibi geldi bize... Ama tabi ki deniz yine güzel yine çok keyifli... Paşa Limanı'nı daha önceki yazımda anlattığım ve ekleyebileceğim birşey olmadığı için bu kadarla geçiyorum :)

Akşama doğru otele dönüp, hızlı bir hazırlanma sonrasında tekrar sokaklardayız. Sabah güzel olan o taş sokaklar akşam ayrı güzel... Yürümek yürümek yürümek istiyorsunuz. Hayat daha güzel görünüyor el yapımı tabelalara baktıkça, havasını derin derin içinize çektikçe...  



Asma Yaprağı diye küçüçük bir yerin önünden geçerken tabi ben bayılıyorum. Hayır, hayal kursam böyle küçük bir yerim olsun desem bu kadar güzel olur mu bilemem. Zeytinyağlı ağırlıkta bir menüsü var. Küçük, beyaz masalar sokağa serpiştirilmiş. İçerisi masal diyarının mutfağını andırıyor.


Ancak bu akşamlık burada yemek yemiyoruz. Kaptan'ın Yerinde rakı-balık hevesindeyiz. Kaptan'ın Yer'i yine yeniden çok güzel. Tazecik balıklar, çıtır çıtır kalamar, leziz salata... Ehh yanımızda çok sevdiklerimiz bir de rakı olunca değmeyin keyfimize... :)




Ertesi gün Ilıca Plajı'na iniyoruz. Nasıl sakin, nasıl tenha... Deniz durgun. Çok korkuyordum yine Gerence'ye denk gelmekten, gelmedik... Beyaz kumlardaki minderlere atıyoruz kendimizi, karşımızda en güzel renkleriyle Ege Deniz'i... Ilıca'yı böyle resimlerdeki gibi görmek beni inanılmaz mutlu ediyor. Su eylülün ortası olmasına rağmen ılık, pırıl pırıl, balıklar ışıl ışıl :)

 

Bütün günü Ilıca Plajı'nda geçiriyoruz. Bir ara gidip Kumrucu Şevki'den kumru alınıyor. Daha önceki gelişimizde Çeşme'de eczaneye sormuştuk "nerede kumru yiyelim" diye, "kesinlikle Kumrucu Hikmet'de yiyin" demişti kız. Söylemiş miydim bilmiyorum Çeşme ve çevresinde tahminimce 3500 :) kadar Kumrucu Şevki var. Ama biz kıza güvendik ve açıkçası Kumrucu Hikmet'in kumrusu bize o beklediğimiz tadı vermedi. Gelin görün ki bu kumruya bayıldık :) Kumrucu Şevki Yıldız Burnu'na doğru hemen deniz kenarında. Mutlaka deneyin.

Güneşin batmasına yakın Ildır yollarına düşüyoruz. Üzerimizde denizin verdiği huzur ve mutluluk. Ildır ile ilgili ekleyebileceğim çok resim ve bilgi vardı ve onları daha önceki Ildır yazıma ekledim. 

Akşama farklı bir yerde yemek yiyelim!Tabi ki Asma Yaprağı!! Ne yazık ki saat 21 gibi hiç zeytinyağlı yemek kalmamıştı. İnanılmaz!Bir sonraki Alaçatı gezisi için kocaman bir neden bu!! :) Biz de barlar sokağının aşağı tarafında bulunan Şişarka'ya gidiyoruz.  Şişarka Alaçatı genelinde olduğu gibi şirin mi şirin bir mekan. Yemekler çok güzel. 4'lü zeytinyağı tabağına bayıldık. İstediğiniz 4 çeşit aynı tabakta. Kabak çiçeği dolması, enginar, bamya, yaprak sarması, patlıcan musakka çeşit çeşit! Et yemekleri de enfes!Fiyatlar deseniz Ankara'da hoş bir yerde yediğiniz yemekle hemen hemen aynı.

Sokaktan yukarı çıkarken bir sabuncu var. Organik sabunlar satıyor. Almasanız bile koklamadan geçmeyin :)

Otele dönüşte, önünden her geçişimizde "aa burası çok güzelmiş" dediğim otele 'şöyle bir kapısından bakalım' dedik. Pencerelerden yansıyan mavi hoş ışık, huzur veren müzik... İnanılmaz zevk sahibi insanlar tarafından bu sezon açılmış bu 12 odalı güzel otel, Kurabiye Otel. Kapısından bakalım dedik ama ismini hatırlayamadığım bayan bize oteli gezdirdi, odaları gösterdi. Buradan tekrar teşekkür ediyoruz :) Fiyatlar sezona ve diğer otellere göre birazcık yüksek kalıyordu ama değer kesinlikle. 12 ay açık. Kışın mutlaka gidip bir iki gece kalmayı planlıyoruz.

Herşeyi ile Alaçatı... ve söylemeliyim ki Eylülde daha da  güzel :)

11 Eylül 2011 Pazar

PAŞA LİMANI..

Bir sıralama yapacak olsam ilk sıraya Sedir Adası'nı, 2. sıraya İncekum'u, 3. sıraya ise Paşa Limanı'nı koyarım. Deniz anlamında... Hatta Paşa Limanı'nın o ıssızlığını dinginliğini düşününce şak diye ilk sıraya bile çıkartabilirim. Tabi unutmamak lazım ki Sedir Adası ve İncekum'u en kalabalık saatlerinde gördük.

Ilıca'nın dalgasından şikayet edince Ozan "bugün de Paşa Limanı'na gidin" dedi. İyi ki demiş. Yöreyi bilen insanların sizi yönlendirmesi çok işe yarayabiliyor. Paşa Limanı'na Ildır yolundan ayrılan bir yol ile gidiyorsunuz. Alaçatı'ya yaklaşık 7-8 km. Zaten tabelalar sizi yönlendiriyor. Koyu yeşil bir kulübe göreceksiniz sağda, oraya arabanızı parkedip merdivenlerden deniz kıyısına inebilirsiniz.


Hemen indiğiniz yer kayalık ama zaten bu koyun insanları da genelde kayalardan denize giriyorlar. Denizin rengi muhteşem. İsterseniz bu kayalardan denize girebilir yada seke seke plaja ulaşabilirsiniz, bizim yaptığımız gibi. Plajın arkasındaki ağaçlık alan özel mülk ve geçiş yasak olduğu için plaja ulaşım ne yazık ki bu şekilde sağlanıyor. O özel mülk denen yer daha önce beach club mış ama sahibi vefat ettiği için kapanmış ve bütün pisliği de orada bırakılmış, bildiğiniz çöp bir alan. Tabii o güzel kum sahil de bu pislikten almış nasibini... Öyle ki oturacağımız alanı önce temizlemek zorunda kaldık....




Deniz gerçekten harika.... Bildiğiniz turkuaz renkte.... Çok sığ, 100-150 mt gidin belinizde. En güzel tarafı ise ılık! Yumuşacık, açık renkteki kum ayaklarınızın altından kayıyor...  Nasıl bir yer olduğunu bilmediğimizden hazırlıksız gitmiştik ama biraz denize girdikten sonra, hemen 2 km uzaklıktaki -zaten Paşa Limanı'na giderken göreceksiniz- Migrosa gidip biraz alışveriş yaptık. Arabamızdan seyyar sandalyelerimizi de indirdik ki ohh mis!Kumsaldan 100 mt ileriye sandalyelerinizi koyup, denizin ortasında votka-limonlu schweppes keyfi yapmaktan daha keyifli ne olabilir ki? Yine denizin ortasında Ilıca'dan aldığımız raketlerle oynamak da cabası. Üstelik o harika plajda biz ve bir de aile vardı. Muhteşem bir gün geçirdik gerçekten.



2. gün gittiğimizde ise deniz inanılmaz dalgalıydı. Sanki bambaşka bir yere gittik... . Yine güzeldi, yine keyifliydi ama dalgalıydı. Açıkçası çok hazırlıklı gitmiştik ama biraz boşa gitti. Paşa Limanı'nın hemen karşısındaki koy Büyük Liman. Orada ise dalgadan eser yoktu. Yine ılık, yine sığ bir deniz ama Paşa Limanı kadar güzel bir yer olmadığını söyleyebilirim. Minik kayıklar ve çok fazla yosun vardı.

Biz de döndük Ilıca'da denize girdik. Deniz burada da ılık... Kocaman köpüren dalgaların ortasında tek başıma olduğumda biraz ürküyorum ama o kadar keyifliydi ki hiç çıkmak istemedim.


Ilıca sahilinde şezlong kiralayabileceğiniz işletmeler mevcut. Biz çok durmadığımız için kiralamadık, Ilıca'nın pamuk kumlarına uzandık... Kum öğle saati olmasına rağmen hiç sıcak değildi. Öyle ki biraz üşüdüğümüzü bile söyleyebilirim. Karşımızda Gerence. Ah Gerence patlamamış olsan kimbilir bu deniz daha ne kadar güzel olacaktı! Elimizde biralarımız. Hayat hep böyle huzurlu ve güzel olsa...

Söylemek de fayda var ki çok bilinçsiz bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. İnsanlar sigara izmaritlerini bira şişelerini gönül rahatlığı ile nasıl bırakabiliyorlar bu güzel plajlara anlamak mümkün değil. Buralar tamamen paralı olmalı. Özellikle plajlardaki kirlilik denilince benim aklıma ilk gelen kıroların girişleri kontrollü olmalı. Açıkçası biz Ilıca Plajında kısa süreli kaldık ve rahatsız olmadık ama öğreniyorum ki bu başlı başına bir sorun olmuş bölge için...